Vefa Semti



Azep Askeri Sokak Vefa semtinde Hacı kadın Mahallesinde bulunan yerin adıdır. Cibali Lisesi ve Atatürk İmam Hatip Ortaokulunun arka tarafına düşen bir tarafıyla da İMÇ Bloklarına çıkış veren Sokak. Sol tarafı semtin ortasını gider az ötede de bozacısı ile Vefa Katip Çelebi Caddesi.




Site editörünün 8 yıl çıraklık yaptığı terzi dükkanı da buradadır. Editör Erol Kara bu sokakta 8 yaşından 14 yaşına kadar terzide çıraklık yapmıştı. Sadece terzinin çırağı değil komşu ve karşı dükkanların da çırağı gibiydi. Sadık Göksu'nun işlettiği manav dükkanında, tuhafiyeci Şaban Özoğlu'nun dükkanında kendileri bulunmadığı zaman çalıştığı yerdi. Çeşitli vesilelerle yerlerinde olmayan dükkan sahipleri dükkana bakması için Erol Kara'ya dükkanlarını teslim ederdi. Erol Kara ilk çırak haftalığı olarak 1 TL , ilk yıl sonra da 2,5 TL almaya başlamıştı.


Vefa semtindeki Azep Askeri sokağın adı İstanbul'un fethi döneminde yaşadığı sanılan Azep Dede adlı bir askerin türbesinin bulunması nedeniyle verildiği tahmin ediliyor. Azep Dede'yi ise, XI. Konstantin'i öldürdüğü için Fatih Sultan Mehmed'in emriyle öldürülmüştü. Ve herhalde ibret için oraya gömüldü.


Bir çok rivayetten biri olan bu olaya konu olan son Bizans İmparatoru XI. Konstantin'in mezarında bu türbe yanındaki mezara gömüldüğü rivayetlerde yer almaktadır. Bugün fotoğraflarda görülen Azep Askeri sokak istimlaklerden önce yine bugün Himmet Sokak olarak bilinen Horasani sokak üzerinde bir türbenin olduğu yönünde.

Haliç Postası adlı bir haber sitesinin paylaştığı bilgiye göre,
Son Bizans İmparatoru XI. Konstantin'in mezarı nerede,nasıl öldüğü bilinmediği gibi, mezar yeri de öğrenilemeyen XI. Konstantin'in sırrını 1942'de araştırmacı gazeteci Fethi Varol çözmüş ! Fethi Varol, araştırmasını haberleştirmiş ve yerini açıklamış. Ona göre mezar yeri Vefa'da, eski Horasancı Sokağı üzerindeydi. Varol'un araştırmasına göre XI. Konstantin, fetih sırasında onu öldüren Azep Dede adlı bir azep askeri ile aynı yerde gömülüydü!
Azep Dede'yi ise, XI. Konstantin'i öldürdüğü için Sultan'ın emriyle öldürülmüştü. Ve herhalde ibret için oraya gömüldü! Halk böyle bildi.





Konunun efsane yönü bir yana, W.Müller Wiener'in İstanbul Topoğrafyası adlı kitabındaki arkeoloji haritasında da yeri burada gösterilmiştir.
Burası bugün Himmet Sk üzerinde yer alıyor.Ama ortada ne mezar var ne de ona dair herhangi bir iz. Horasancı Sk. 1940'larda istimlak edilmiş
Kaynak eserlerde burada bir türbe olduğu ve halkın da ilgi gösterdiği yazılı. Bulvar veya İMÇ blokları yapılırken kaldırıldığı kesin gibi.





Araştırmacı Gazeteci Fethi Varol'un yanıldığına dair bazı profesörlerin aksini iddia ettiği gazete kupürleri.

Azep Askeri Sokakta bulunan bir bina ve üzerinde büyük harflerle yazılı bulunan Bismillah, Maşallah ve Ya Hafız yazıları herkesin dikkatini çekmeye devam ediyor

Kaynak : Haliç Postası

Dip not . AZEB (Askeri Ordu)
Azab, azep veya azap, Osmanlı devletinde çoğunlukla garnizon askeri olarak görev, kara ve deniz hafif piyadeleri için kullanılan bir askeri terim. Sözcüğün anlamı "bekar erkek"tir. Henüz evlenmemiş genç erkekler azab yazılabilirlerdi. Gönüllülerden oluşan yayalardır.
Savaşta ordunun en önünde yer alırlardı. Azablar Osmanlı ordusunun Anadolu'daki yaya askerlerinin çoğunluğunu oluştururlardı ve yerleşim birimlerinin güvenliğinin sağlanması, kalelerin savunulması gibi görevleri yerine getirirlerdi.
XIV-XVI. yüzyıllarda Bizans, Latin ve İtalyan kaynaklarında "korsan, deniz haydudu" karşılığı kullanılmıştır. Mısır'da şehir muhafazasında görev alan askeri bir grup da bu adla anılmıştır.
Osmanlı' da azebler yeniçeri teşkilatından önce kurulmuş ve hafif okçu olarak orduya katılmıştır. Azebler deniz ve kara azebleri olmak üzere ikiye ayrılıyorlardı. Kara azebleri XVI. yüzyılın ortalarına doğru kale muhafazasında kullanılmaya başlanmış ve böylece maaşlı bir sınıf haline gelmiştir. Kale azeblerinin mevcudu kalelerin önemine göre değişiyordu. Deniz azebleri ise görev yaptıkları yerlere göre Tersane-i Amire ve donanma azebleri olmak üzere ikiye ayrılıyordu.
Deniz azebleri kadırgalarda, paşa gemilerinde, mavnalarda, kalitelerde, top, taş, ve at gemilerinde azeb neferi ve reisi olarak bulundukları gibi yelkenci, nöbetçi ve kürekçi olarak da bulunuyorlardı. Azebler ihtiyaç durumunda başka görevlerde de kullanılmaktaydılar. Azeb alınacak kimselerin güçlü kuvvetli ve savaşabilecek kabiliyete sahip olmaları gerekmekteydi. Azeb teşkilatı Sultan II. Mahmud dönemindeki askeri yenilikler sırasında kaldırılmıştır.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski