Sitemizde aramak istediğiniz konuyu

Vefa İstanbul

Ads

Vefanın Kalecisi Saminin Albümünden 1945 Vefa Spor


VEFA SPORUN 1945 YILLARINDAKİ KALECİSİ "KALECİ SAMİ" (Sami Oktaymen) NİN ALBÜMÜNDEN

Vefaspor'un 1945'lı yıllarda üç büyüklere kafa tutan Vefa takımının kalecisi "KALECİ SAMİ"nin (Sami Oktaymen) ALBÜMÜNDEN seçilen bazı fotoğrafları bize oğlu Haluk Oktaymen göndermişti. 

Kendisi Sami Oktaymen'i anlattı

Sitemizi yayımlamaya başladığımız 1990 'lı yıllarda bilgiye kolay erişimimiz yoktu. Kısıtlı imkanlarla vefa ile ilgili bilgilere ulaşabiliyorduk. Günümüz 2020'li yıllar bilgiye kolay ulaşır bir dönem. Biz de yeniden sayfalarımızı güncellerken Sami bey ile ilgili yazı ve resimlere tekrar ulaştık.

Kaleci Sami ile ilgili olarak Dinyakos / Türkiye Spor Tarihi adlı web sitesinde bir röportajına denk geldik. Özet olarak sayfamıza yer verdiğimiz röportajın detayları için linke tıklayabilirsiniz. 

Söz konusu röportajdan önemli pasajlar

“1926 da Tarsus’ta dünyaya geldim. Dört kardeşin en küçüğüydüm. Büyük abim liseye gidiyordu, bize bakmak için mektebi bıraktı. Kayseri’de Sümerbank fabrikasına girdi. Biz de Kayseri’ye taşındık. Kayseri Sümerspor’da yedek kaleciydim. Kendimi bildiğimden beri kalecilik yapıyordum. Hep kendi kafamla, kendi icad ettiğim oyunu oynadım."
Sami Oktaymen, Sümerspor’da futbol sahalarına ilk adımını attığı sırada, abilerinden biri olan Talha, Vefa’da oynamaya başlamış. Ondan bir müddet sonra kendisi de, o yıllarda ülkenin en güçlü kulüplerinden biri olan Vefa’nın kalesine geçmiş: İstanbul’da bir abim daha vardı, astsubaydı. Bizi çağırdı. 1942’de geldik, Bakırköy Osmaniye’ye yerleştik. Bakırköy’deki ortaokula almadılar, ben de Kumkapı Gedikpaşa’da okula gittim.”
“ Aradan bir veya iki hafta geçti. O zamanlar Fuar Kupası vardı. İstanbul, İzmir, Ankara karmaları İzmir’de oynardı. Fuar Kupasına gidecek takım hazırlanmış. Bizim Vefa kulübünün binası daha yeni bitmiş, Pazar günü açılış yapılacak. Maça çıkacak mıyım bilmiyorum ama gittik. Bir kaleci daha gelmiş. Galip abi, ‘Birinci devre sen oynayacaksın, ikinci devre öteki,’ dedi. Çıktık sahaya, ilk devre 0-0 bitti. Haftaym az olduğu için ben koşa koşa geldim, soyunayım da üstümdekileri vereyim diye. Şimdiki gibi kat kat öteberiler yoktu o zaman. Bir kazak vardı, bir dizlik, bir de eldiven. Çıkardım verdim, o sırada takım geldi içeriye. Galip abi ‘Ne oldu, niye soyundun?’ diye sordu. ‘Sen böyle böyle söyledin abi,’ dedim. ‘Yok, yok, giyin, sen devam edeceksin,’ dedi. Beğenmiş herhalde. Öylece girdim takıma. Fakat öbür kaleci Kazım’dan daha iyi olduğum halde Rebii Erkal beni oynatmazdı. Hep üç büyüklere karşı oynatırdı, biçimsiz goller yiyeyim de rezil olayım diye. Ben de hep güzel oynardım. Bir kere İstanbulspor’a, bir kere de Beykoz’a karşı oynadım.”
Bir dergiden kesilmiş, maç esnasında rakip oyuncuya yüzünü dönmüş vaziyette top tutuşunu gösteren fotoğrafına bakıyoruz. O günlerin ağır şartlarını hatırlıyor Sami Oktaymen: “Çamur çok balçık olmasın diye sahaya kömür tozu dökerlerdi, o da daha berbat yapardı. Her maçtan sonra iki bacağım yara olurdu, çok atlardım. Ayaklardan top alırdım. Galatasaray’ın bir kalecisi vardı, Ankara’dan gelmişti çocuk. Onun yüzüne tekme geldi. Suratı şişti, ameliyat falan oldu. Ondan sonra bu hareketi yaptım. Topu yakalıyorum ama tekme gelmesin diye kafamı çeviriyorum.” 
Söz zor şartlardan açılınca, yeterince para kazanıp kazanmadığı sorusu akla geliyor: “Para veriyorlardı ama bir işe yaramıyordu pek. Yalnız antrenmanlara gidip gelmeye yarıyordu. Oturup sözleşme imzalayacaksın falan, öyle şeyler yoktu.”
Abisinin ve kendisinin Vefa’daki futbol yılları fazla uzun sürmemiş. Bunun nedenini şöyle açıklıyor Sami Oktaymen: “Abim Talha Vefa’dan daha evvel ayrıldı ve futbolu bıraktı. Ailesinin Trakya’da bir yerde un fabrikaları vardı, onu işletiyordu. Ben Vefa’da beş sene oynadım, yalnız bunun bir buçuk, iki senesi askerlik. Askerliğimi Ankara’da yaptım ve Muhafızgücü’nde oynadım. Biz hep askeri takımlarla oynadık. Galiba beş sene Sümerspor’da oynadım. Sümersporlular bize gel bize gel diye çok ısrar ederlerdi. Evlenmek icap edince, kayınpeder, ‘Ben topçuya kız vermem,’ dedi. Mecbur oldum Vefa’yı bırakıp, Sümerspor’a gelmeye. Sümerbank’a puantör olarak girdim. Sümerspor’da oynayanların hiçbiri çalışmazdı. Arada biri gelirdi, gelmezse bile başkası kartları basardı. Ama ben çalışmak istediğimi söyledim.  Sümerspor amatör kümede hep şampiyonluğa oynayan bir takımdı. Ya Karagümrük şampiyon olurdu ya biz.”
Sami Oktaymen futbolu bıraktıktan sonra 1960’ta Almanya’nın Münih şehrine gitmiş. Önce bir fabrikaya işçi olarak girmiş, usta olmuş. Ardından 20 seneye yakın bir seyahat bürosunda çalışıp emekli olmuş. Çocuklarını Almanya’da büyütmüş. Emekli olduktan sonra, seyahat bürosunda çalışmanın getirdiği avantajla, eşiyle birlikte dünyanın birçok ülkesini dolaşmış. Bir müddet evvel eşini kaybetmiş. Yılın altı ayını Almanya’da geçiriyor, havalar soğumaya başladığı zaman İstanbul’a, Bakırköy’e dönüyor.















Vefa, İstanbul, Süleymaniye, Sultanahmet, Eminönü

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*

Top Post Ad

Below Post Ad

Ads